Vacib, sübutu kat’i, manaya delaleti zanni olan dini hükümlere denir.Bu görüş Henefi mezhebi sahibi, İmamı Azam ve arkadaşlarının görüşüdür. Şâfiî, Mâlikî ve Hambelî mezheplerine mensup imamlar ise vacip terimini farz terimi ile birlikte aynı manaya kullanırlar. Farzlara hem farz hem de vacip derler. Onlara göre farzın dışında ayrıca vacip diye bir hüküm yoktur.
Bir misalle açıklayacak olursak Kevser suresinde Cenabı-ı Allah(c.c) şöyle buyurur:
“(Ey Muhammed) şüphesiz biz sana Kevseri verdik. Öyleyse sen de namazı kıl ve Kurbanı kes.”
Ayette “kurban kes” anlamına kullanılan kelime “ Venhar / وَانْحَرُ”dır. Bu kelimeye Hanefiler kurban kes anlamı vermişlerdir. Zira Apçada boynun gövdeyle birleştiği vücud bölümüne gerdan anlamına gelen nahr/ kelimesi kullanılır. Arabistan’da yaygın olarak deve yetiştirilir ve eti için kesilen develeri, yatırıp boynunun kafaya bitişik olduğu bölümden kesmek zor olduğu gibi boynunun uzunluğu sebebiyle de başına ulaşıp kesmek zordur. Bu sebeple develer kesilirken ayakta ve boynunun gövdeye bitiştiği gerdan bölümünden kesim yapılır. Bu işleme de nahır denilir, bu anlamda “وَانْحَرُ” kelimesi “kurbanlık deveyi boynunun gövdeye bitiştiği bölümden kes”, demektir.
Ancak bazı İslam bilginleri ayetin bu bölümünü ayetteki “namazı kıl” , emriyle irtibatlandırarak “namazı kıl ve namaz esnasında gerdanını kıbleye döndür” olarak anlamışlardır. Dolayıyla ayetin her iki manaya da yorumlanması mümkün olduğundan delalet ettiği/taşıdığı manada zan oluşmuştur. Ayetin sübutu kat’i /kesin olmakla birlikte manaya delaleti zanni olduğundan Kurban emrinin hükmü farz değil vacib olmuştur.
Diğer mezhep imamlarına göre ise bu ayette kurban emredilmemiştir. Kurbanı peygamber Efendimiz(sav) gönüllü olarak kestiğinden dolayı Peygamber Efendimizin sünnetidir.
Hasan Ersöz, 24.11.2025
