KEVSER Kur’an ve Sünnet ışığında hakikata yolculuk…

FİDYE

FİDYE

 

Tâkatsızlığı, güçsüzlüğü hayatının sonuna kadar devam edecek olan, çok yaşlı zayıf kimselere şeyh-i fânî denir. Bunlar farz veya vâcip olan oruç borçlarından her birine bedel olarak bir fidye verirler. Fidye miktarı bir sadaka-i fıtır miktarıdır. Bu miktar en alt sınırdır. Maddi durumu iyi olanlar fakirin lehine olarak daha fazla verirlerse  iyi olur. Fidye  bir fakire verilse de olur, ayrı ayrı fakirlere de verilebilir. Bir fakiri bir ay boyunca sabah ve akşam iki öğün doyursa da olur. Nakit olarak da verebilir. Fidye vermeye gücü yetmeyen Allahtan bağışlanmasını af ve mağfiret  edilmesini ister.

Fidye hükmünün dayanağı, Bakara suresinin 184. âyetidir.  Bu âyetin igili bölümünü bazı müfessirler  ve fakîhler “ Oruç tutmaya güç yetiremeyenlerin  bir miskini/ fakiri  bir günde iki  öğün doyuracak  kadar yemek vermeleri gerekir”[i] şeklinde yorumlamışlardır.

Ramazanda hastalığı sebebiyle oruç tutmayan kimseler iyileştikten sonra tutmadıkları; seferde olup oruç tutmayan kimseler de seferden döndükten sonra  tutmadıkları oruçlarını kaza edecek zamanları olduğu halde, kaza etmeden ölecek olurlarsa, oruçlarının fidyesinin ödenmesini, vasiyet etmeleri gerekir.[ii]  Zira bunlarda oruç açısından şeyh-i fâni durumuna düşmüşlerdir.

HE 05.02.2026

[i] . مِسْكِينٍ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ

[ii] El-Hidâye c.1 s.124

#Leave A Comment

Yazar Hakkında

Hasan Ersöz

Emekli İlçe Müftüsü

Diyanet İşleri Başkanlığının Müftü ve Vaizler için açtığı, 4. Dönem Haseki Yüksek İhtisas Eğitimini bitirdi, Diyanet İşleri Başkanlığında Kuran Kursu Öğretmeni ve İlçe Müftüsü olarak 37 yıl çalıştı.

#Leave A Comment