ORUÇLA İLGİLİ KOLAYLIKLAR
Allah(cc) Kullarını varlıkla ve yoklukla insanları dener, imtihan eder. Ama kulları için kolaylık ister, zorluk istemez. Oruçla ilgili Bakara suresinin 183, âyeti orucun farz oluşunu ifade ettikten sonra, 184. Âyetinde de oruçla ilgili kolaylıkları anlatıyor: “ (Oruç tutmanız gereken günler sayılı günlerdir;( azdır). Sizden her kim hasta olursa, veya sefer halinde olup evinden uzakta ise, Farz Orucunu erteler. Hasta olan iyileştiğinde, müsâfir olan da evine döndüğünde uygun bir zamanda oruçlarını tutarak, borçlarını öderler. Oruç tutmaya gücü yettiği ve bir özrü de bulunmadığı halde, oruç tutmayan kimseler, tutmadığı her bir oruç için bir fidye verirler. Kim de fidyeyi vereceği yoksul sayısını arttırarak veya yoksula vereceği fidyenin miktarını arttırarak emredilenden daha fazla verirse kendisi için daha iyi olur. Yine de oruç tutmanız, fidyeyi istenilenden daha fazla vermiş olsanız bile, fidye vermenizden daha hayırlıdır.[i]”
Âyetten istifâde edilen fıkhî hükümler
1- Orucun farz olduğu günler, Ramazan ayının günleridir. Bir ay, otuz veya yirmi dokuz gündür. Bir ay, bir yıla nisbet edildiğinde yılın on ikide biridir. Bu da çok sayılmaz ve bir bakıma kolaylıktır. Zira AllahTeâlâ dileseydi senenin üçte birini veya dörtte birini veya daha fazlasını oruçlu geçirmemizi isteyebilirdi.
2- Hasta olanlar iyileşinceye kadar farz oruçlarını tehir edip, iyileşince kaza ederler. Bu da hastalara bir kolaylıktır. Eğer hiç iyileşmeyecek bir hastalık olup maddî imkanı iyi ise fakirlere fidye tasadduk eder. Eğer maddî imkanları da yoksa o takdirde oruç tutmaz, fidye de vermez.
3- Her ne sebeple olursa olsun Ramazan ayında yolculuk yapma durumunda olanlar oruçlarını tehir edip, seferden dönünce kaza edebilirler. Seferde yolcu gurbette olduğu için mutlaka bir miktar meşakkat ve sıkıntı vardır. Buna binaen dinin belirlediği ölçüler içinde yolcu olanlar ramazan ayında müsâferette olurlarsa farz oruçlarını yolculuk sonrasına erteleyerek dinin sağladığı bu kolaylıktan faydalana bilirler.
4- Âyetin altı çizili bölümünde, “Oruç tutmaya gücü yetenlerin dilerlerse oruç tutmayıp yerine bir gün oruca karşılık bir yoksula bir fidye verebileceklerini, fakat orucu tutarlarsa bunun onlar için daha hayırlı olacağı belirtilmektedir”. Müfessirler bu Âyetin açıklamasını şöyle yapıyorlar.
Bakara suresinin 184. Âyetinde oruç tutmak ile fidye vermek arsında muhayyerlik veren şer’î hüküm ilk gelen hükümdür ve orucun farz kılınması sürecinin başlangıcında oruç tutmaya alışık olmayan olmayan müslümanları oruca ısındırmak için meşru kılınmıştır. Bu hüküm, hükmü kaldırılan/ “mensûh” olan hükümdür.
Daha sonra gelen aynı surenin 185. Âyetinde ise oruç tutmaya gücü yettiği halde, oruç tutmamayı tercih edip, bunun yerine fidye vermeyi tercih edenlerin, fidye vermelerini meşru sayan hüküm kaldırılarak, gücü yeten herkesin oruç tutmaları hükmü getirilmiştir. Bu ayetteki hüküm, önceki ayetteki hükmü kaldıran yeni hükümdür. Literatürdeki adıyla buna “ Nâsih” denir.
HE 04.01.2026