ŞAVVAL ORUCU
Allah Rasulü(sav) buyurdu ki: “ Her kim Ramazan orucunu tam olarak tuttuktan sonra, Şavval ayında da altı gün oruç tutarsa sevap bakımından bir yıl oruç tutmuş gibi olur”[i] Buyurmuştur. Hadis-i Şerifi Peygamber (sav) Efendimizden Ebu Eyyub el-Ensarî (ra) rivayet etmiştir.
Kameri aylardan Şavval ayında tutulan bu oruç nâfile veya tatavvu da dediğimiz sünnet bir oruçtur; Ramazan orucu gibi farz olan bir oruç değildir. Peygamberimiz (sav) her ay üç gün civarında tatavvu/ nafile mahiyetinde oruç tutardı. Ashabına da bu mahiyette oruç tutmayı tavsiye ve teşvik ederek ecir ve sevap kazanmalarını arzulardı.
Bu hadisi şerifte de peygamber (sav) Efendimiz Ashabını(ra) Ramazan oruçlarını tam olarak tuttuktan sonra Şavval ayında peş peşe veya aralıklı olarak altı gün oruç tutmaları konusunda irşad ediyor, böyle yapmaları halinde bir yıl oruç tutmuş gibi sevap kazanacaklarını bildiriyor. Böyle olması Allah’ın kullarına olan fazlının ve kereminin büyüklüğünün göstergesidir.
En’am suresinin 160. Ayetinde Rabbimiz Taâlâ Hazretleri: “ Kim bir hasene( farz, vâcip, sünnet veya müstehap cinsinden güzel bir amel) işlerse Allah (cc) katında ona on misli sevap vardır.[ii]” buyurur. Bu kurala göre Ramazan ayı on aya bedeldir. Altı gün şavval orucu da iki ay oruca bedeldir. Otuz altı gün oruç da üç yüz altmış gün oruca denk olur.
Bir kimse her yıl Ramazan orucuyla birlikte otuz altı gün oruç tutarsa ömrü boyunca her gün oruç tutmuş gibi olur, Bu hadis-i şerif altı gün şavval orucunun faziletini anlatmaktadır. Altı günlük şavval orucu müekked sünnettir. Sağlıklı olan müslümanların bu orucu tutmaları kendilerine çok sevap kazandırır. Tutmazlarsa bir günahı yoktur.
Şavval orucuna niyet; “Niyet ettin Allah rızası için sünnet olan şavval orucunu tutmaya veya niyet ettim Allah rızası için oruç tutmaya” diyerek veya bu niyeti kalbinden geçirmekle niyet edilmiş olur.
Şavval ayının ilk üç günü Ramazan Bayramı olduğu için bu günlerde oruç tutulması mekruhtur. bayram günlerinden sonra tutulması gerekir.
HE 22.03.2026 pzr
[i] Müslim, Sahih. Hadis No: 1164
[ii] En’âm suresi, âyet,160