NAMAZIN FARZLARI
Namazın farzları hanefî’lere göre altıdır. Bunlara namazın rükünleri de denir. Bunlardan birisi eksilse namaz olmaz. Bu rükünlerin tam ve özenle yerine getirilmiş olması elzemdir.
1- İftitâh tekbiri, namaza başlangıç tekbiridir. Müddessir suresinde ki, ﴿وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ﴾ ayeti “Ve sen, Rabbinin adını, O’nun azamet ve büyüklüğünü kabul ve ilan ederek söyle!”[1] ifadesi farz oluşunun delilidir. Namaza bu tekbir ile giriş yapıldığı için bu isim verilmiştir. Bu ayetin emrettiği tekbir “ Allâhu Ekber” demektir. Anlamı. “Allah en büyüktür” demektir.
Namaz dışında yapılması mubah olan “yeme-içme, konuşma, yürüme sağa -sola dönme v.b. gibi yapılmasında sakınca olmayan hareketler bu tekbir ile namazın içinde haram ve yasak hale geldiği için de bu tekbire “ İhrâm tekbiri” veya tahrîme tekbiri de denir. Bütün mezheplere göre namaza bu tekbir ile başlamak farzdır.
2- Kıyâm, namazda ayakta durmaktır. Bunun Kur’an’daki delili Bakara suresinin وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ﴾238 ayetidir. “Namazı, Allah’a tam bir saygı, ihlas, itaat, müdâvemet ve haşyet haliyle ayakta eda ediniz” [2] Özrü olmayan ve namazda ayakta durmaya gücü yeten herkesin namazı ayakta eda etmesi gereklidir. Bu ayet dışında başka ayetler de bu hükme dayanak oluşturacak mahiyettedir. Bütün mezheplerde aynı görüştedir.
3- Kıraat, namazda Kur’an okumaktır. Bunun Kur’andaki delili Müzzemmil suresini 20. Ayetidir.
﴿فَاقْرَأُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ﴾ manası: “Namazda Kur’an’dan kolayınıza gelenini okuyunuz”[3] ayetidir. Kıraat’ın Fatiha suresine ilave olarak enaz üç kısa ayet veya üç kısa ayet uzunluğunda bir ayet kadar olması lazımdır.
4- Rüku namazda kıyam ve kıraat tamamlandıktan sonra tekbir alarak belini 45 derecelik bir açı yapacak şekilde eğilmektir. Rukuda namaz kılan elleri ile dizlerini tutar ve başı ile sırtı aynı hizada düz vaziyette olur. Kur’an da bunun delili, ﴿ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا﴾ “Namaz kılarken rüku ve secde edin”[4] ayetidir. Rükunun bitiminde tekrar doğrulurken “Semi’allâhu limen hamideh” diyerek kalkılır. Bu cümlenin anlamı; “Allah hamd edenin, hamdini işitir” demektir. Ayakta asgari 1-2 saniye durulup, bu esnada “ Rabbenâ lekel-Hamd” denir. Bu cümlenin anlamı da; “Rabbimiz hamd sadece sanadır” demektir. Rükudan doğrulunca ayakta geçirilen1-2 saniyelik zaamana “Kaveme” denir. Kavemeden sonra tekbir alınarak secdeye gidilir.
5- Secde namazda rüku ve kavame’den sonra namaz kılanın, alnı ile birlikte burnu, iki ellerini, iki dizleri ve iki ayaklarının parmak uçları yere dokunur şekilde ve Allah’ın huzurunda olduğunun bilinciyle yere kapanmaktır. Bunun delili de yine ﴿ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا﴾ ayetinde gecen “Namaz kılarken rüku ve secde edin!” ayetindeki “ secde edin!” emridir. Secde iki kere yapılır ve iki secde bir rükün olur. Secdenin çoğolu sücûd’dur.
6- Ka’de-i âhıre/son oturuş, namazda yukarıda sayılan rükunlar yerine getirildikten ve son rekatın secdeleri tamamlandıktan sonra teşehhüt miktarı oturmaktır. Teşehhüt miktarı; Et-tehiyyatü duasını ve sonundaki kelime-i şahadeti söyleyecek kadar zamandır. Kade-i ahirenin farz ve rükün oluşunun delili ise, Peygamber (sav) Efendimizin Sahabe-i Kiramdan Abdullah bin Mes’uda namazda teşehhüdü öğretirken, “ Et-Tehiiyyatü’yü okuduğunda veya okuyacak kadar oturduğunda namazın tamam olur”[5] demiş olmasıdır. Ayrıca Peygamber aleyhisselamın namazlarında tahiyyatı okumuş olması da bunu fiili delilidir.
Bu altı rükünde bütün mezhepler ittifak halindedir. Bunlara ilave olarak bazı mezheplerde başka farzlar da vadır.
- 05.05.2026
[1] Müddessir suresi ayet-3
[2] Bakara suresi ayet 238
[4] Hac suresi, ayet 77
[5] – el-Hidaye, şerhu’l- bidaye, c.1 s. 47