NAMAZIN ŞARTLARI
Namazın şartları altıdır. Bunlar namaza başlamadan önce yerine getirilmesi gereken farzlardır. Bu sebeple bunlara namazın şartları denmiştir. Şartlardan biri eksik kalsa namaz olmaz.
1- Hadesten Taharet: Taharet temizlik, hades de gözle görülmeyen hükmî pisliktir. Bunlardan temizlenmek şarttır. Hadesin küçük ve büyük iki şekli vardır. Küçük hades , namaz kılacak kişinin abdest almamış olması veya abdestinin bozulmuş olması halidir. Bunun giderilmesi için abdest almak şarttır.
Büyük hades ise kişinin gusül abdesti almasını gerektiren önemli bir durumdur. Büyük hades ise sebep olan durumlar:
Cünüplük erkek veya kadından şehvet hissiyle meni gelmesi veya boşalma olması halidir.
Cinsel ilişki olduğunda meni gelmese bile cinsel organların birleşmesi halinde her iki tarafa da gusül gerekir.
Kadınların hayız/adet ve nifas/lohusalık hali cünüplük gibi büyük hades halidir. Bu haller sonlandığında temizlenmek için gusül gerekir. İhtilam, rüyada boşalma halinde de gusül gerekir.
Büyük hades halinin giderilmesi için, gusül niyetiyle ağız ve burun dahil vücudunun tamamını hiç kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması lazımdır.
2- Necasetten taharet: Necaset maddi hacmi ve görünürlüğü olan pisliklerdir. Bunların temizliği rengi ve kokusu dahil maddi varlığının su ile giderilmesiyle olur. Necaset namaz kılanın bedeninde, elbisesinde ve namaz mahallinde olabilir. Bunların varlığı namaza manidir. Temizlenmeleri gerekir.
3- Setr-i avret veya tesettür; namaz kılanın bedeninin görünmesi uygun olmayan yerlerinin içindeki organı belli etmeyecek şekilde bol ve içini göstermeyecek şekilde dokusu sık bir elbise ile örtmesidir. Bu yerler açık vaziyetteyken kılınan namaz geçerli olmaz. Bu bölgeler erkeklerde kadınlarda farklılık gösterir.
Erkeklerin tesettür mahallerinin asgari sınırı göbeği ve dizleri dahil aradaki bölgeyi tam olarak kapatmış olmasıdır.
Kadınlarda tesettür bölgesi daha fazladır. Yüzü ve elleri hariç tüm bedenini örtmüş olmalıdır. Bir rivayette ayaklarının bilek altında kalan kısmı da açık kalabilir.
4- İstikbal-i kıble; Namazda yüzünü ve vücudunun ön yüzünü kıbleye dönmektir. Müslümanların kıblesi Mekke şehrinde bulunan Beytullah’tır. Buraya binanın küp şeklindeki yapısından dolayı Kabe’ de denir. Kabe, manevi olarak Allah’ın (cc) huzurunu tamsil eder. Oraya yüzünü dönen, Allah’a yönelmiş olur.
Kabe ismi-i şerifi el – takısı almış hali olan “الكعبة “ şekli ile Maide suresinin 95. ve 97. Ayetlerinde geçer.
Ayrıca Bakara suresi 125. Ayeti ile 127. Ayetlerin de el –beyt ismiyle (Allah’ın evi) anlamında; Bakara 158. Ayette Haccu’l- Beyt (Allah’ın evini ziyaret), etmek anlamında, Al-i İmran suresi 97. Ayette de, Hıccu’l-Beyt, şeklinde; Maide suresi 2. Ayette; Haram bölgesinin kutsal binası anlamında el- Beyte’l-Haram ; Maide suresi 97. Ayette ;el-Kabete’el-Beyte’l-Haram (kutsal haram bölgesinin kutsal kabesi) şeklinde geçmektedir.
Hac suresi 26. Ayette Mekene’l- Beyt (Allah evinin yeri), şeklinde; Hac suresi 29. Ayette ve 33. Ayette de el-Beyti’l- Atik ( İlk defa yapılışı en eski olan bina) anlamında; Kureyş suresinde ise “heze’l-beyt” (işte şu herkesin bildiği ibadet yeri9 anlamında zikredilmiştir.
Mescid-i haram, Kabe’nin etrafında yer alan, tavaf alanı ve namazların edası için kullanılan mekandır. Ortasında Kabe bulunmaktadır. Kabe ve mescidi haram ifadelerinin birbirinin yerine kullanıldıkları da olur.
Mescid-i Haram ifadesi kur’an-ı kerimde 15 yerde zikredilmiştir. Bakara suresinin 144,149 ve150. ayetlerinde “ el- Mescid el-Haram” ismi ile anılarak “Namazlarda kıble olarak yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne dönün” diye emir buyurulmuştur. Bu emir gereği namaz kılarken kıble olarak mescid-i harama (Kabe’ye) yönelmek farzdır. Bu ifadedeki Mescid-i Haram’dan kasıt Kabedir. Nitekim Mescid-i haramda nemaz kılınırken doğrudan Kabe’ye yönelerek namaz eda edilir.
5- Vakit: Her namazın kendine has belirlenmiş vakti vardır. Vakti gelmeden namaz kılınamaz; vakti çıkmadan da kılınması gerekir. Buna namazı eda etmek denir. Bir günde beş namaz vakti vardır. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitleridir. Bu vakitlerin giriş ve çıkışları arasında o vaktin namazı eda edilir. Namazları vaktinde eda etmek esastır. Bir mazeret veya her hangi bir sebeple eda edilememişse vaktinin dışında geciktirilmeden farzının kazası gerekir; buna namazı kaza etmek denir. Zamanında ödenmemiş olan bir namazı kaza ettikten sonra ayrıca tevbe ve istiğfar ederek Allahtan aff ve bağışlanma dilemek elzemdir.
Namaz vakitleri dünyanın güneşin etrafında ve kendi etrafında dönüşü sırasında oluşturdukları pozisyonlara göre belirlenir. Coğrafi durumlara göre de bazı farklılıklar gösterir.
Sabah namazı vakti: gecenin sonuna doğru, doğu ufkunda, fecrin(aydınlığın), ufka yatay beyazlığın oluşmasıyla başlar ve güneşin ilk ışıklarının doğu ufkunda belirmesine kadar devam eden vakittir.
Öğle vakti: gün ortasında, güneşin en yükseğe çıktığı ve dikili olan bir şeyin gölgesinin en kısa olduğu fey zamanı denir; güneşin günün tam ortasında olduğu vakittir. Öğle vakti güneşin Fey noktasını geçip batı tarafına meylettiği andan itibaren başlar ve yer yüzünde dikili olan bir şeyin gölgesin, fey halindeki gölgesi hariç olan gölgesi bir misline ulaştığında öğle vakti son bulur.
İkindi vakti; öğle namazının vaktinin çıkmasıyla başlar, güneşin batmasına kadar devam eder. Ancak güneşin ışıklarının değişime uğradığı, kızıllaşmaya başladığı son ana kadar namazı geciktirmek mekruhtur. Mekruh olan zaman güneşin tam olarak batmasından önceki 45 dakikalık bölümdür.
Akşam namazı vakti; güneşin batmasıyla başlar ve güneş battıktan sonra batı ufkundaki kızıllık ve beyazlık kaybolana kadar devam eder.
Yatsı namazı vakti; güneş battıktan sonra batı ufkundaki kızıllık ve beyazlığın kaybolup gece karanlığının ufku kaplamasıyla başlar ve gecenin sonunda sabah namazı vaktinin girdiğini belirten doğu ufkundaki yatay beyazlığa (fecre) kadar devam eder. Bu vakte imsak vakti denir. İmsak vaktiyle gece biter. Sabah namazı vakti başlar, oruç tutacak olanlar için oruç başlamış olur.
6- Namaza niyet; niyet namazın şartlarındandır. Niyet namaz kılanın hangi namazı kılacağını bilmesi ve kalbinden geçirmesidir. Niyetin asıl yeri kap olmakla birlikte, kalbinden geçirdiği anda dil ile söylemek de güzeldir. Niyet ile iftitah tekbiri birbirine bitişik olmalıdır.
Beygamber(sav): “Ameller niyetlere göre değerlenir. Her kişi niyeti ne ise karşılığında onu alır.[1]” Buyurmuştur
HE 11.05.2026.